Benjamin Moser, Anti-Zionism: A Jewish History adlı kitabında Yahudi anti-Ziyonizmini uzun süredir bastırılmış gizli gelenek olarak sunuyor. Pulitzer ödüllü yazar, İsrail’in kuruluşundan önce ve sonra Siyonizme karşı çıkan çok sayıda Yahudiyi ele alıyor.

Kitaptaki sahnede, 1987’de İsrailli insan hakları avukatı Felicia Langer, Neve Tirza kadın cezaevini ziyaret ediyor. Burada müvekkili Siham’ın, mahkumların yakın zamanda kimyasal maddeyle püskürtüldüğünü anlatması yer alıyor. Langer, maddeyle temas etmiş mendili yüzüne yaklaştırıp derin nefes alıyor. Amaç, ileride hukuki dava için gerekebilecek toksinin hekimce belirlenmesini sağlamak.

Moser, çalışmasında farklı dönem ve kişilikleri birlikte ele alıyor. Polonyal haham Aaron Samuel Tamares, Yahudi milliyetçiliğine karşı çıkmaya başlıyor. İngiliz diplomat Edwin Montagu, Filistin’de Yahudi devleti vaat eden 1917 Balfour bildirimini engellemeye çalışıyor. İsrailli yeni tarihçi Avi Shlaim da kitapta yer alıyor.

Moser’a göre bu kişiler, uzun süredir küçümsenmiş ve dışlanmış olsalar da, nihayetinde haklı çıkan gizli geleneğin parçası. Yazar, Siyonizmin masal anlatısını parçalar hâlinde çürütmeye çalışıyor. Kitap, anti-Ziyonizmin yalnızca çağdaş tepki değil, Yahudi tarihinin içinde yer alan ve çoğu zaman bastırılmış düşünce hattı olduğu yönündeki iddiasını geliştiriyor.

Kitaptaki figürler, anti-Ziyonist geçmişi farklı dönemlere yayılan anlatıda gösteriyor. Langer örneği, hukuki kanıt için bedeni amaca ortak etmeyi öne çıkarıyor. Tamares, Montagu ve Shlaim, Yahudi milliyetçiliği, siyonist siyaset ve tarih yazımı tartışmalarını temsil ediyor. Moser, Siyonizm karşıtlığının yeni olmadığını gösteriyor.

Kaynak: The Guardian International