COP31 Taraflar Konferansı, 197 tarafın katılımıyla bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Zirve, iklim değişikliğine karşı uluslararası iş birliğinin yanı sıra Türkiye’nin kalkınma hedeflerini geniş bir platformda tartışması açısından önemli bir aşama olacak.
Bir değerlendirmeye göre COP31, ülkedeki güven ortamının güçlenmesiyle sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin birbirine bağlanmasını sağlayabilir. Terörsüz Türkiye süreci yalnızca güvenlik alanında değil, doğal alanların korunması, kırsal yaşamın canlandırılması ve üretim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi açısından da değerlendiriliyor.
Terörün orman yangınlarına ve doğal alanlara zarar vermesi, karbon tutma kapasitesini azaltabiliyor; kırsal yaşamdan kopuş ise çiftçilik, hayvancılık ve yerel üretim kültürü üzerinde baskı oluşturabiliyor. Güvenlik koşullarının iyileşmesi, bu alanlarda rehabilitasyon, ağaçlandırma, sulama ve altyapı yatırımlarının önünü açabilir.
Böyle bir dönüşümün kırsal bölgelerde tarımsal üretimi, doğa turizmini ve bölgesel kalkınmayı güçlendirmesi; gençlerin memleketlerinde üretim faaliyetlerine katılmasını kolaylaştırması mümkün. İklim ve çevre teknolojileri ile yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımlar da güvenlik ve huzur ortamından yararlanacak alanlar arasında sayılıyor.
COP31’in bir diğer işlevi, Türkiye’nin bu dönüşüm vizyonunu uluslararası gündemde görünür kılmak olabilir. Yenilenebilir enerji, karbon yönetimi, akıllı tarım ve su teknolojileri üzerine projeler hem bölgesel kalkınmaya hem de iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayabilir.
Terörsüz Türkiye hedefi, güvenliği sağlama amacının yanında doğal mirası koruyan bir kalkınma modeli olarak COP31’de tartışılabilir. Toplantı, bu yaklaşımın Türkiye’de uygulanması ve diğer ülkelerle paylaşılması için uluslararası bir fırsat oluşturabilir.
Kaynak: Yeni Şafak