Elizabeth Holmes, Theranos yatırımcılarını dolandırmaktan hüküm gördükten sonra başlayacak hapis cezasının hemen öncesinde film ekibini evine çağırdı. Nathan Fielder ve Lance Oppenheim’in yer aldığı You Can See Everything belgeseli, Holmes ile partneri Billy Evans ve çocuklarının günlük yaşamına geniş erişim veriyor.
Holmes, bu erişimi radikal şeffaflık girişiminin parçası olarak sunuyor. Belgesel ekibi onun ve Evans’ın yaşamlarını, çocuklarıyla birlikte yakından kaydediyor. İzleyici de Holmes’in günlük hayatını doğrudan izleme imkânına sahip oluyor.
Ancak bu erişim, Theranos 2.0 üzerinde çalışan çiftin tanıtımını da destekleyebilir. Belgesel, Holmes’in gerçekten kendini mi gösterdiğini yoksa üretilmiş kişilik imajını mı sunduğunu soruyor.
Belgeselin merkezinde, Holmes’in samimiyetinin ne ölçüde gerçek olduğu sorusu var. Evans, Holmes’in kim olduğunu anlamanın en iyi yolunun günlük hayatlarına erişim sağlamak olduğunu savunuyor. Bu yaklaşım, gerçek kişi ile üretilmiş imaj arasındaki farkı görünür kılıyor.
Fielder’ın Holmes’e samimi olup olmadığını sorması, gerilimli söyleşiyi belgeliyor. Holmes de kendisini her zaman gerçek tuttuğunu belirtiyor. Yönetmenin sorusu yalnızca Holmes’i değil, belgesel yapım sürecini de ilgilendiriyor: anlatıyı kimin belirlediği konu ile filmci arasındaki güç mücadelesinde ortaya çıkıyor.
You Can See Everything, yalnızca Holmes’i değil, filmci ile özne arasındaki belirsiz ilişkiyi de ele alıyor. Belgesellerde anlatı üzerinde güç mücadelesi yaşanır; filmci ile konu farklı sonuçlar bekleyebilir. Aynı yaklaşımı kabul eden yüksek profilli konular arasında Lance Armstrong, Imelda Marcos ve Anthony Weiner yer alıyor. Holmes’in hapis cezasına günler kala neden yakın incelemeyi kabul ettiği, filmin ortaya attığı soru olarak kalıyor.
Kaynak: The Guardian International