İzmir'deki Şakran Kadın Kapalı Cezaevi'nde mahpuslara koğuşlardan çıkarken kimlik kartı taşıma zorunluluğu getirildi. Yönetimin 2025 Aralık ayından itibaren uyguladığı dayatmaya direnenlere disiplin cezası uygulanıyor; avukat ve ziyaretçi görüşmeleri kısıtlanıyor.

Kimlik kartını taşımayı kabul etmeyen 3 mahpus, mart ayında süresiz açlık grevine başladı. Bu mahpuslardan Güzin Tolga'nın açlık grevi sürüyor. Örgüt üyeliği suçlamasıyla 11 yıldır tutuklu bulunan 57 yaşındaki Tolga'nın alerjik astım ve yüksek tansiyon hastalıkları var.

Avukat Veysi Çetin, kimlik dayatmasının ve mahpusları koğuştan çıkarmama, avukatlarla görüştürmeme gibi yaptırımların hukuksuz olduğunu savunuyor. Çetin, yaklaşık 5 ay boyunca avukat görüşmelerinin engellendiğini, mücadelelerin ardından bu yasağın kaldırıldığını, Eylül ayında vasi görüşmelerinde esneklik sağlandığını aktardı. Diğer kısıtlamaların sürdüğünü belirtti.

Çetin, Adalet Bakanlığı'na başvurulduğunu ve uygulamanın hukuki dayanağı bulunmadığını ifade etti. Şakran'ın pilot cezaevi olarak belirlendiğini, dayatmayı reddetmenin karşılığının en fazla uyarı ya da kınama olabileceğini söyledi.

Aynı avukat, dayatmayı psikolojik cezalandırma olarak nitelendirerek Nazi kamplarındaki Yahudilere sarı yıldız takılmasına benzetdi. Bu benzetmenin kimliksizleştirici etki yaratabileceğini öne sürdü. F tipi cezaevlerinde mahpusların kimliklerinin koğuş kapısına asıldığını anlatan Çetin, baskıların artabileceğini öngördü.

Vasi Lezan Caner, Tolga'nın ağız yaraları, kilo kaybı, sıcak suya erişememe ve kışlık ayakkabı ihtiyacı bulunduğunu bildirdi. Yaka kartına bağlı kargo engelini de aktaran Caner, 100 günlük açlık grevi sonrası tek başına kalmasının tedavi açısından risk oluşturacağını söyledi. Mahpusun başka bir hapishaneye sevk talebi var.

Kaynak: Evrensel