Yazar, Norman Finkelstein’ın Soykırım Endüstrisi (Holocaust Industry) kitabının Holokost anlatısını siyasi ve ticari araca dönüştürdüğünü savunuyor. 2000’li yılların başında tartışılan eser, Küstahlığın Ötesinde (Beyond Chutzpah) kitabında sürdürülen kaygıyla aynı çerçeveye dayanıyor.

Finkelstein’ın Serbestiyet röportajında artık Yahudiler arasında aykırı bir ses olmadığını belirttiği aktarılıyor. Yazar, bu sözü 7 Ekim sonrası açısından önemli görüyor. Çalışmalarının daha fazla tanınması ve eleştirel düşünceleri paylaşan Yahudilerin sayısının artması, öne çıkan başlıklardan biri olarak sunuluyor.

7 Ekim sonrası İsrail revizyonizminin diaspora Yahudileri tarafından ciddi biçimde eleştirildiğini ifade eden Finkelstein, İsrail’e verilen desteğin değişen toplumsal algısını da değerlendiriyor. Yazar, diasporadaki tartışmaların İsrail izolasyonuyla birlikte önemli değişimler yarattığını belirtiyor.

Finkelstein, Netanyahu liderliğindeki aşırı sağ koalisyonla toplum arasındaki ayrımın yersiz olduğunu savunuyor. Ona göre mesele yalnızca Netanyahu veya Eisenkot gibi kişilerin yaklaşımları değil, bu yaklaşımların iktidarda temsil edilmesi. Yazar, temsil ile iktidar ilişkisinin önemini vurguluyor.

İsrail toplumunun çocuk katillerinden oluşan bir ulusa dönüştüğü yönündeki sözü de aktaran yazar, bunu genel eğilimleri kavramsallaştıran bir analiz olarak sunuyor. Matthew Cassel’ın Guardian’da yayımlanan belgeseli, Tel Aviv görüşleriyle Gazze, Batı Şeria ve soykırımın meşrulaştırılmasını ele alıyor. 7 Ekim sonrası kazanımı, eleştirel Yahudi seslerinin artması ve İsrail devletinin yalnızlaşması olarak gösteriliyor.

Kaynak: Yeni Şafak