Üç yıllık ekonomik bunalımın ardından Türkiye’de para kazanma isteğinin zayıfladığını ileri süren bir değerlendirme, iş dünyasının sorunlarını öne çıkarmak yerine geniş kitlelerin kaygılarını görmezden geldiğini öne sürüyor. Yazıya göre küçük yatırımcılar ve tasarruf sahipleri, geleceklerine ilişkin güvenlerini kaybetmiş durumda.
Fon vurgununun güven açısından ağır bir etki yarattığı belirtiliyor. Az miktarda birikimi olanların mevduat, altın, döviz veya fon seçenekleri arasında güvenli bir yol bulmakta zorlandığı ifade ediliyor. Teknik analiz veya finansal okuryazarlık konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan yurttaşların da aynı ölçüde sorumlu tutulduğu savunuluyor.
Nitelikli yatırımcı tanımındaki değişikliğin küçük tasarruf sahiplerini doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor. Eşiğin 10 milyon TL’den 50 milyon TL’ye çıkarıldığı ve serbest fonlara yatırım için belirlenen şartın bu ölçüye bağlandığı aktarılıyor. Nitelikli yatırımcı sayısının 500 binlerden 15 binlere düştüğü yönündeki değerlendirme, piyasanın daralması bakımından kaygı yaratıyor.
Yazıda devlet tahvili zorunluluğunun para piyasası fonlarını eksi getiriye götürdüğü ileri sürülüyor. Buna karşılık bünyesinde devlet tahvili bulunmayan ve risk değeri bir olan serbest fonların oluşturulduğu belirtiliyor. Nitelikli yatırımcı eşiği nedeniyle küçük yatırımcının bu fonlara da erişemediği savunuluyor.
Değerlendirmeye göre kamu yönetiminin hatalarının maliyeti, tasarruf sahipleri ile küçük yatırımcılar üzerinden karşılanıyor. Vergi artışları, tahvil zorunluluğu ve yatırım sınırlarının daraltılması bu yükün paylaşılmasında kullanıldığı öne çıkarılıyor. Fon vurgununun ardından oluşan kaybın önlenemediği ileri sürülüyor.
Sonuç olarak küçük yatırımcı ve tasarruf sahibi için güvenli bir çıkış yolunun kalmadığı değerlendiriliyor. Yazı, piyasalarda yatırım yapma iradesinin zayıflamasının fon vurgunu sonrasındaki güven kaybıyla birlikte sürdüğünü ve zararın geniş kitlelere yayıldığını savunuyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika