Bursa merkeze yalnızca 40 kilometre uzaklıktaki Gölyazı, karaya incecik bir köprüyle bağlanan yassı bir yarımada. Sular yükseldiğinde sokaklar göle karışır, evlerin kapılarına rengarenk sandallar bağlanır. Böylece bölge Türkiye'nin Küçük Venedik'i olarak anılır.
Daracık sokaklarda 200 yıllık tarihi Rum evleri, pencerelerinden sarkan çiçekler ve gölün gümüşi parıltısıyla nostaljik bir Avrupa kasabası izlenimi yaratır. Göl çevresinde ahşap sandallarla yapılan yarım saatlik sessiz tur, şehrin gürültüsünden uzaklaşmayı sağlar.
Köyün bilge bekçisi olarak tanımlanan 750 yıllık Ağlayan Çınar, devasa dallarıyla köy meydanını kucaklar. Gövdesinden kırmızıya yakın özsuyu aktığı için adını aldığı söylenir. Efsaneye göre ağaç, Rumlar ve Türklerin barış içinde yaşadığı dönemde yaşanan mübadele acılarına tanıklık etmiştir.
Buranın görsel doğası kadar tarihî katmanları da dikkat çeker. Antik çağlarda Işık Tanrısı Apollon'a adanmış topraklarda Roma ve Bizans izleri bulunur. Mübadele öncesine ait zarif yapılardan biri olan Aziz Panteleimon Kilisesi restore edilerek kültür evine dönüştürülmüştür; sular çekildiğinde antik kent kalıntıları belirir.
Gölyazı'nın gündelik ritmi balıkçılarla başlar. Kadın balıkçılar sabahın ilk ışıklarıyla göle açılır; göl, meşhur turna ve yayın balığı bakımından bereketli kabul edilir. Göl kenarındaki mütevazı balıkçılarda odun ateşinde pişen balık, gün batımında Uluabat sularının kızıllaşması izlenirken sakin bir yemek deneyimi sunar. Lüks restoranların şaşkın sunumları ve fahiş fiyatlı tadım menüleri yerine göle ve balığa dayalı sade bir yaşam öne çıkar.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika