Grip, her yıl dünyada yaklaşık 1 milyar kişiyi etkileyen ve yaklaşık 500 bin kişinin ölümüne yol açabilen mevsimsel bir hastalık. İç Hastalıkları uzmanı, meme kanseri hastalarında enfeksiyonların tedavilerin ertelenmesine veya aksamasına neden olabileceğini belirtti.
Uzman, grip aşısının uygun hastalarda grip enfeksiyonu ve buna bağlı komplikasyon riskini azaltmaya katkı sağladığını, ancak kanser tedavisi görenlerde aşının türü ve zamanlamasının uygulanan tedavi ile bağışıklık durumuna göre hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini açıkladı.
Aşı sonrasında hafif ateş, halsizlik, baş ağrısı veya kas ağrısı görülmesi grip geçirildiği anlamına gelmiyor. Uygun şekilde uygulanan inaktif grip aşıları gribe yol açmıyor. Yine de aşıdan sonra başka bir solunum yolu enfeksiyonu yaşanabilir; bu durum tek başına aşının etkisiz olduğunu göstermiyor.
Grip aşısının yüzde 100 koruma sağlamaması da yanlış anlaşılmamalı. Aşının etkinliği, dolaşımdaki virüslerle aşıdaki virüslerin uyumu, kişinin yaşı ve sağlık durumu gibi etkenlere göre değişebiliyor. Virüsler mutasyon geçirdiğinden aşı üretiminde geçmiş verilerden yararlanılıyor ve aşılanan kişi yine grip geçirebiliyor.
Gebelikte grip aşısının kesinlikle olunamayacağı yönündeki görüş de doğru değil. Gebelikte grip daha ağır seyredebilir ve hastaneye yatış riskini artırabilir. Uzman, gebeliğin ilk 3 ayında grip aşısı yapılmamasını, sonraki aylarda ise aşılanmasının tavsiye edildiğini bildirdi.
Aşıların içeriği hakkında farklı iddialar da bulunuyor. Ürün ve formülasyona göre içerik değişebileceğinden bütün grip aşılarında aynı maddelerin bulunduğu ileri sürülemiyor. Tek kullanımlık enjektör türündeki aşılar metal içermiyor. Grip aşısının özellikle 65 yaş üzerindekiler, kronik hastalığı olanlar, sağlık çalışanları, kreşe giden çocuklar, organ nakli olanlar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar ve kanser hastaları için önemli olduğunu vurgulayan uzman, içeriğin sağlık profesyonelinden öğrenilmesini önerdi.
Kaynak: Habertürk