Petrol fiyatları, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından son yılların zirvesine çıktı. Artan akaryakıt maliyetleri, 3 Kasım'daki ara seçimlerde Donald Trump yönetimi ve Cumhuriyetçi Parti üzerindeki siyasi baskıyı artırabilir.
Çatışmalar öncesinde varil başına 72,48 dolar olan Brent petrolün fiyatı 126 doların üzerine yükseldi. Geçen haftayı 113,43 dolarda kapatan Brent, savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 56,5 artış gösterdi. Amerikan Otomobil Birliği verilerine göre ABD'de ortalama benzin fiyatı galon başına 2,98 dolardan 4,17 dolara çıktı.
Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi analizleri, Hürmüz Boğazı merkezli petrol şokunun tüketicilere toplam 468 milyar dolarlık ek yakıt maliyeti getirdiğini belirtti. Bunun yaklaşık 160 milyar dolarlık bölümünün ABD ekonomisine yansıdığı bildirildi. Pew Research Center anketinde benzin ve enerji fiyatlarındaki artıştan ciddi biçimde endişe duyanların oranı yüzde 74'e yükseldi.
ABD'nin stratejik petrol rezervleri, Energy Intelligence Group petrol piyasaları ekonomisti Julien Mathonniere'in değerlendirmesine göre 283 milyon varille 1982'den bu yana en düşük seviyesine indi. Rezervlerdeki azalma, arz güvenliği konusundaki kaygıyı artırırken fiyatların ne zaman düşeceği konusundaki belirsizliği sürdürüyor.
Mathonniere, petrol piyasalarındaki risk priminin ancak diplomasiyle ortadan kaldırılabileceğini savundu. Hürmüz Boğazı'nın açılmasını öngören diplomatik girişimlerin, stratejik rezervlerin kullanımından daha belirleyici olabileceğini belirtti. Artan fiyatların ABD'de yaz aylarındaki benzin talebini yüzde 4 gerilettiği ve tüketicilerin alışkanlıklarını değiştirdiği kaydedildi.
ICIS Kıdemli Petrokimya Uzmanı Paolo Scafetta, petrol akışının normale dönmesinin piyasaları rahatlatabileceğini ifade etti. Hürmüz Boğazı'ndan geçişin düzenlenmesi ile Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona ermesinin dalgalanmayı azaltabileceğini bildirdi.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika