Evrensel'in aktardığına göre geç kalma, kart basma ve mola sürelerinin kaydı, çalışma hayatının olağan uygulamaları hâline geldi. Ancak dakikalar üzerinden kurulan bu düzen, tarım ve zanaatkârlık döneminden sanayi üretimine geçişle birlikte biçimlendi.
Sanayi Devrimi öncesinde çalışma süreleri çoğunlukla gün ışığına, mevsimlere ve yapılacak işe göre değişiyordu. Fabrikalarda ortak makinelerin sürekli çalışması gerektiğinden işçilerin eş zamanlı başlaması ve belirli saatlere uyması zorunlu hâle geldi. Düdükler ve çanlar üretimin başlangıç ve bitiş saatlerini bildiren semboller oldu.
İngiliz tarihçi E. P. Thompson, 1967'de yayımlanan Zaman, Çalışma Disiplini ve Endüstriyel Kapitalizm başlıklı makalesinde zamanın patronun denetleyebildiği ve ekonomik değere dönüştürebildiği bir unsur hâline gelişini ele aldı. Bu dönüşüm demiryollarında da ortak zaman standardının benimsenmesiyle ilerledi.
Great Western Railway, 1840'ta hatlarında Londra saatini kullanmaya başladı. Aralık 1847'de Greenwich saati İngiliz demiryollarında ortak standart kabul edildi; bu uygulama İngiltere genelinde 1880'de yasal hâle geldi. Böylece zaman, yalnızca fabrikada değil ulaşım ve ticarette de ortak bir referansa dönüştü.
ABD'li hekim Alexander Dey'in 1888'de patentini aldığı mekanik zaman kayıt cihazı, işe giriş ve çıkışları özel kâğıda geçiriyor; geç kalma, erken çıkış ve fazla mesaiyi farklı renklerle gösteriyordu. 20. yüzyıl başlarında yaygınlaşan bu sistem, Frederick Winslow Taylor'ın geliştirdiği bilimsel yönetim anlayışıyla birlikte iş sürelerinin ve hareketlerin ölçülmesini sağladı.
Kartlı geçişler, parmak izi okuyucular ve dijital takip programları bu tarihsel düzenin yeni araçlarıdır. Değişen, işçinin zamanını ölçen teknoloji değil; bu zamanın kimin tarafından, hangi amaçla ve ne ölçüde denetlendiğidir.
Kaynak: Evrensel